Annem beni, sana kul olsun diye, doğurmadı

sultana

Annem beni, sana kul olsun diye, doğurmadı

Kadının metalaşması konusunda farkındalık yaratmak amacıyla yazdığım “Biz Neysek” şarkısının ana teması, bir birey olarak kadının kendi hayatına, varoluşuna ve bedenine sahip çıkmasını içeriyor ve aynı zamanda sahip çıkmış olanları taçlandırıyor. Cinsiyete dayalı kalıplaşmış toplumsal kimlikler hakkında ışık tutmak için HEP BİRLİKTE BU ŞARKIYI SÖYLEYECEĞİZ.

 

Biz Neysek müzik yapıtının taşıdığı mesajı ve sözlerinde ne gibi manaları içerdiğini sizlere buradan yazarak konuyu açmak istiyorum.

 

“Annem beni, sana kul olsun diye, doğurmadı”, önemli bir anlatım taşıyan bu sözler ile başlıyor şarkı. Birçok doğu kültürünün geleneksellik yapısı içinde, doğumunda, dünyaya gözlerini açtıkları ilk saniyede değer farkı ile hayata geride başlıyor kadınlar ve sonrasında bu inançla varoluş değerinin bilincinin eksikliği ile yaşıyorlar. Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü Arap yarımadası kültüründen tutun, daha yakın bir zamana kadar nüfus kontrolü için uzak doğudaki kız çocuklarının öldürülmesini normal olarak kabul görülmüş bir dünyada yaşıyoruz. Günümüze baktığımızda eğitim hakları ellerinden alınmış çocuk gelinlerden, Afrika’da sünnete zorlanarak bedenlerinden dişilikleri çalınan kız çocuklarının bu hallerinin inanç ve gelenek içinde kabullenmişliğine seyirci oluyoruz bazan. Bütün bu gerçekler bize şunu gösteriyor ki kadın sorunları global bir konudur. Bu evrenselliği kapsaması açısından video klipte Afganistan kadınlarının protesto görüntülerini görüyoruz. Böylelikle yalnız değilsiniz diyerek onlara varoluş mücadelelerinde desteğimizi veriyoruz. 

 

Pekiyi, sadece doğudaki kadın mı kullanılıyor veya eziliyor? Batıdaki kadının varoluş değeri de üzerinde konuşulması gereken bir konudur. Kadının cinsiyete dayalı toplumsal sorunları global olarak tüm gerçekliği ile her yerde karşımızda çıkmaktadır.

 

Doğu Avrupa’da oldukça yaygın insan kaçakçılığı ve seks işçileri olarak köleleşen genç kızlar ve kadınlar ve bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi kadınların halen eşit gelir ve eşit kariyer fırsatlarına sahip olabilme mücadeleleri devam etmektedir. İnsan olarak yaşama hakkı eşitliğimizi sağladığımızda “annem beni, sana kul olsun diye doğurmadı” gibi sözleri de geçmişte bırakmış olacağız.

 

Prensimi Buldum Sandım Olmadı

Masal kitapları çocukluğumuzun vazgeçilmez bir parçasıdır. Annemizin, babamızın ve öğretmenlerimizin seslerinden duyarak büyüdüğümüz her hikaye, içinde bir öğreti taşır. Çocukluğumuzda dinlediğimiz veya okuduğumuz bu hikayelerden öğrendiklerimiz ile düşüncelerimizi ve hayallerimizi şekillendirmeye başlarız. Bugüne kadar yazılmış masallar oğullarımıza lider ve kahraman olmayı anlatırken, çoğu hikayelerde kızlarımızın bir prens ile kimliklerini bulduğu veya kimliklerinin tamamlandığı yazılmıştır. 

 

Bu geleneksel anlatımları benim için artık değiştirme zamanıdır. Yeni ve farklı hikayeler yazmalıyız. Çağımıza ve insanlık gelişimine uygun yeni masallar yazarak bu anlatımları güncellemek ihtiyacındayız. Gerçek aşkın beyaz atlı bir prensin öpücüğünde olmadığını anlatabiliriz çocuklarımıza. Gerçek aşkın kendi içinde kendi değerini bilerek yaşamakta olduğunu anlatabiliriz. Kendi kimliklerini bağımsızca sahip çıkabildiklerini anlatan yeni hikayeleri yazdığımızda hem onları hayal kırıklıklarından kurtarmış olup hem de daha dengeli bir dünya yaratmış olacağımıza inanıyorum. Kız çocuklarımıza kendileri hakkındaki gerçekleri anlatmalı ve hayatlarına değer katmalıyız.

 

Taşınır Mal Bu Al Diye Beni Sana Satmadı

Antropoloji okumuş olanlarınız kabilesel toplumların sosyolojik yapılarını iyi bilirler. O toplumlarda kadın bir mal varlığına eşit değeri taşır. Genç kızlar, büyükbaş ve küçükbaş hayvan veya toprak karşılığında baba evinden koca evine gitmişlerdir. Anadoluda, gelenek ve göreneklerimiz çerçevesi içinde, başlık parası karşılığında evlilikler gerçekleşmiştir. Kadının değeri, cinsiyeti ile ölçülerek, metasal kazançlar getirmiştir ki bunun uzantısını gelişmiş toplumlarda ve batı geleneklerinde de görmekteyiz. En gelişmiş toplumlarda büyükbaş hayvan karşılığında takas edilmeyebilir ama kadın bedeni her alanda kullanılmaktadır. Birçok ticari markanın reklam ve marketing için genelde kadın bedenini kullanarak satış yaptıklarını görürüz. Erkek egemen dünyanın yarattığı tuhaf bir gelenek olan kadının varlığının bir ticaret unsuru olarak kullanılmasını kanıksamışız. Herşeyden önce kadın bir insandır ve kadın hakları insan haklarıdır. Cinsiyete dayalı kimliğinin ötesinde, kendi varoluşu ile değerlidir. 

 

Bedenim Benim, Mabedim, Bedenim Evim
Kadın bedeni, “cinsel bir obje” değildir. Kadın kendisi insani yaratılış kimliği içinde “cinsel bir varlık” tır. Bedenine sahip çıkan bir kadın, hayatına sahip çıkmış olur. Birçok toplumda, kadının varlığı, seks objesi olarak kolaylıkla kabul edilebiliyor, ama kendi cinselliğine veya haklarına sahip çıkan biri olarak kabul görmesinde problem yaşıyor. Erkekler için yaratılmış dişi kimliğini sergilediğinde çok kabul görüyor yani bir meta olarak sergilendiğinde hayatı kolaylaşıyor ve bir çoğu zaman bu tip kadınlar kendini metalaştırdığında toplum tarafından ödüllendiriliyor. 
Kadının varoluş değerinin bekareti ile ölçüldüğü, erkek egemen bir dünyada yaşamaktayız. Ne zaman kız çocuklarımıza böyle olmadığını anlatmaya başlarsak o zaman bu topumsal ikiyüzlülüğü aşmayı başarabiliriz. Batının sergilediği çıplak ve ucuzlaştırılmış kadın bedenleri ile Doğunun örtüler ardına gizlediği ve sadece sahibine ait kadın bedenleri. Benim için ikisi arasında pek bir fark yok. Kendi kültürel ve geleneksel yapısı içinde şekillenmiş iki ayrı durum gibi görünse de temelinde aynı sorunu ve soruyu taşıyan bir durum.  

 

Son zamanlarda kadınlara karşı şiddetin de arttığı ve ayrıca giyiminden görüntüsünden dolayı yaygınlaşır hale geldiğini gösteren olayları duyuyoruz. Bu tür davranışların kabullenilebilir noktaya gelmesine izin vermemeliyiz. “Eteğim kısa kime ne! Başörtüm var ona ne! Kontrol bende geleceğim özgür seçimimde” diyorum. 

 

Bu sözlerle kadının metalaşması ve hayatlarının erkek egemenliğin baskısı altında tutulması konularına dikkat çekerken ayrıca klipte Afganistan kadınlarının protesto görüntülerini kullanarak onlara varoluş mücadelelerinde yalnız değilsiniz demek istedim. 

 

 

Cloudnames’e verdiği destek için çok teşekkür ediyorum! 

www.cloudnames.com 

 

No Comments

post a comment