Press

COSMO WEEKEND RÖPORTAJ
Cosmo Week Röportaj

YENİDEN ARAMIZDA SULTANA

“Onu tanımayanınız yoktur. Türk ezgileriyle Batı’dan aşina olduğumuz tınıları harmanlayan Sultana, iki albümün ardından piyasaya sürdüğü Biz Neysek şarkısı ile yine iddiasını ortaya koyuyor.”


Elif Öksüz

 

COSMO Müzik maceranız nasıl başladı?
SULTANA Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimari ve Çevre Tasarımı bölümünden mezun olur olmaz Roma’ya gittim. Orada Massimiliano Fuksas ile çalışıyordum. Bir yandan da koroda soprano söylüyordum. Sonra San Francisco’ya gittim. Kwan Henmi Architects ile çalışmaya başladım. O esnada hobi olarak müzik dersleri alıyordum. Müzik de en az mimarlık kadar yaratıcılık gerektiriyor. Ritim ve müzik benim için hep önemliydi. İyi bir dinleyici olarak müzik ile ilgiliydim. Ta ki bir gün kendim söz yazmaya başlayana kadar. O zaman bu konuda birşeyler yapmak gereğini hissettim ve albüm yapma hayali ile New York’a taşındım. 2000’de ilk albümüm Çerkez Kızı çıktı.

 

C Türk ezgileriyle Batı tınılarını birleştiren tarz nasıl ortaya çıktı?
S Kayseri’de doğdum. İtalya ve Amerika’da yaşadım. Özümde hem Anadolu hem de Avrupa kültürünü taşıyorum ve içimdeki bu dengeyi yaptığım müzikte en iyi şekilde yansıtmaya çalışıyorum.

 

C Yeni şarkınız Biz Neysek’e gelirsek, kadının metalaştırılmasından bahsediyorsunuz. Kadına yönelik şiddetin de arttığı bir döneme denk gelmesi biraz da bilerek sanırız?
S Bu şarkıyı bir sene önce yazdım. Şiddet ve öfkeyi mekanizmamızdan çıkarmak her birimizin sorumluluğu. Mutlu ve huzurlu, anlayış ve hoşgörü ile yaşamak varken, şiddet niye? İletişim, sevgi ve barış içinde yaşamak için anahtarımızdır. Benim de bir sanatçı olarak görevim bazı toplumsal meselere ışık tutmak. Kadın eğitildiğinde ve bilinçlendiğinde daha iyi nesiller yetişmeye başlayacaktır.

 

C Şimdiye kadar ne gibi tepkiler aldınız?
S Şu ana kadar aldığım tepkiler destekleyici ve olumlu.

 

C Şarkı sözlerinde “Annem beni sana kul olsun diye doğurmadı, prensimi buldum sandım olmadı” diyerek kadınların yaşadığı hayal kırıklıklarına değiniyorsunuz. Kurduğumuz hayaller mi çok büyük, yoksa seçimlerimiz mi yanlış?
S Belki de çocukken okuduğumuz masalların değişmesi gerekiyor artık. Küçükken şartlanmaya ve beklentiler altına girmeye başlıyoruz. Beyaz atlı prens hayalleri içinde geçebiliyor bazen ömürler. Ama gerçek sevgi kişinin içinde. Dışarda aramaya hiç gerek yok. Bu sevgiyi biriyle paylaşmak isteyebilir kişi. O da kendisinin seçimine kalmış bir konudur.

 

C İngilizce albüm yapma projenizden bahsedebilir misiniz?
S Dünyadaki tüm kadınlar için Biz Neysek’in İngilizce versiyonunu yapmak istiyorum. Kadının bilinçlenmesi ve aydınlanması evrensel bir konu benim için. Gerek batı, gerekse doğu kadını, cinsel meta olarak yaşamaktan öte değerli bir hayatı yaşamayı hak ediyorlar. Ayrıca İngilizce yazdığım şiirlerim de var. Bu şiiirleri müzik eşliğinde dinleyicilere sunmak isterim.

 

Cosmopolitan Eylül 2015

SEALIFE RÖPORTAJ
Sealife Röportaj

GERİ DÖNDÜ!

Rap müzisyeni Sultana, yedi yıllık bir aradan sonra yeni bir single ile geri döndü. Biz Neysek kadınları kendi hayatlarına sahip çıkmaya çağırıyor.

 

Berkan Özyer

 

Sultana, özellikle sosyal sorunlara dair yazdığı sözleriyle farklı bir rap müzisyeni. Şarkılarının konu aldığı başlıklar arasında kadın, eşitlik, şöhret merakı ve siyasi çatışmalar ilk göze çarpanlardan. Kuşu Kalkmaz (2000) ve Şöhret Yolu (2008) albümlerinin ardından sessizliğine Biz Neysek adlı bir single ile son veren Sultana ile yeni şarkısı ve Türkiye’deki rap camiası hakkında görüştük.

 

İkinci albümünüzün üzerinden yedi sene geçti. Bu arada neler yaptınız?

Müzik denemelerime devam ederken mekan işletmeciliği, halkla ilişkiler, etkinlik organizasyon ve TV program sunuculuğu gibi bazı işlerle de meşgul oldum. Geçen seneden beri son çıkardığım single üzerinde çalışıyordum.

 

Biz Neysek altında hayli anlam barındıran bir şarkı. Bu şarkıyı ve şarkıyla vermek istediğiniz mesajları nasıl değerlendirirsiniz?

Biz Neysek’in ana teması kadının kendi hayatına, varoluşuna ve bedenine sahip çıkmasını içeriyor ve aynı zamanda sahip çıkmış olanları taçlandırıyor. Her açıdan pozitif mesajlar vermek için yazdığım şarkının nakarat bölümünde de esprili bir tarzla konuya dikkat çekmek istedim. Bu şarkıyı yazmamın sebebi yaşadığımız bu değişken zamanda Orta Çağ’a sanki bir dönüş hazırlığı varmış gibi sürekli kadın üzerinde uğraşılıp duruluyor olmasıdır. Kadın sanki düşünemeyen bir varlık ve birileri kadının hayatı, bedeni ve geleceği hakkında karar vermek istiyor. Susturmak istiyor. Biz Neysek ile kadının metalaştırılması konusunda bir farkındalık yaratmak istedim. Umarım amacına ulaşacaktır.

 

Single’ı dijital ortamlardan satışa sundunuz. İnternetin yaygınlaşmasından bu yana tartışılan bir konu: “Dijital müzik albüm satışını sonlandıracak mı?”

Bana en son ne zaman bir CD aldınız diye sorarsanız cevabım, “Yedi sene önce,” olur. Ben müzikleri iTunes’tan alıyorum. Artık teknoloji çağında yaşıyoruz ve bazı yeniliklere uyum sağlamak gerektiğine inanıyorum. Eskiden bölge ve ülkeler olarak albümler ayrı zamanlarda satışa sunulurdu ve bu durum çoğu zaman müziğe ulaşmakta kısıtlı bir durum yaratıyordu. Şimdi ise dijital platformda tüm dünyaya sunabiliyorsunuz. Bugün çıkan bir albüme herkes aynı anda ulaşabiliyor, beklemeye gerek kalmadı. Albüm satışları açısından da bu durumun pozitif bir gelişme olduğunu düşünüyorum.

 

Sekiz çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak yaşadığınız ortam müziğinizdeki özgürlükçü tavra bir neden oluşturdu mu?

Ben bir filozof, şair, mimar, yazar, düşünür ve sanatçıyım. Müziğimde işlediğim konular, insanlığın ve toplumun evrimi içindir. Bugüne kadar böyle bir misyonum oldu. Daha önce yapmış olduğum Çerkez Kızı ve Şöhret Yolu albümlerindeki şarkıları dinlediğinizde bunu kolayca anlayabilirsiniz. Eserlerimdeki tavrın ailenin en küçüğü olmak ile bir alakası olduğunu sanmıyorum. Çok kardeş olmanın en güzel yanı ise şu oldu: Bu sayede harika bir çocukluk yaşadım ve hep sevgi ile büyüdüm. Hiçbir şeye değişmem.

 

Üzerine eğitim gördüğünüz mimarlık bölümü, sanatsal üretiminize dair nasıl bir etkileşim geliştirdi?

Mimarlık boyutsal düşünmeyi gerektiren bir meslektir. Aynı anda birkaç kriteri kapsayan konuları düşünüp çözüm üretebilme kabiliyetini içerir. Daha önce çalıştığım mimarları düşünüyorum; çoğu mimarlık işinin yanı sıra sanatın birçok dalları ile uğraşırdı. Kimi resim, kimi heykel, illüstrasyon, fotoğrafçılık yapardı. Ben müziğe yöneldim. Yaratıcılık her bireyde farklı alanda ön plana çıkabiliyor. Sanata eğilimi olan kişi sanatın her alanında rahatça üretebiliyor.

 

Uzun yıllar yurt dışında yaşadınız. O dönemi, müzik ve sanata eğiliminizin nasıl şekillendiğini anlatabilir misiniz?

Roma’da hem İtalyanca öğreniyordum hem de bir mimarlık o sinde çalışıyordum. Aynı zamanda hobi olarak bir koroda şarkı söylüyordum. Sonra San Francisco’ya gittim. Orada da mimarlık o sinde çalışıyor, hobi olarak müzik sever birkaç arkadaşımla piyano eşliğinde şarkılar söylüyordum. Kendimi sahnede hiç düşünmüyordum o zamanlar. Sonra söz yazmaya başladım. O noktada müzik için bir şeyler yapmak konusunda karar aldım ve ilk albümümü gerçekleştirmek planları ile New York’a gittim. Kendime uygun stüdyoyu ve müzisyenleri buldum. Orada kayıtları yaptık. Sonra İstanbul’dan bir plak şirketi ile anlaştım ve Çerkez Kızı albümüm çıktı.

 

İlk albümünüzü yayınladığınız 2000 yılı üzerinden hayli zaman geçti. Nefret grubunun o yıllarda çıkan ikinci albümünde “Bir gün Hip-Hop çalacak müzikholler” deniyordu. Hede er bu kadar düşüktü yani. Bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Amerika’da kitlelerin bilincini değiştirmiş, dünyada uluslararası bir akım haline gelmiş olan Hip-Hop, Türkiye’de reklam müziği ve dizilerde komedi skeçlerinden öteye gidememiş gibi görünüyor. Müzik kanalları bu tarz müzik yayınlamıyor ama reklamlarda çocuk eğlencesi şeklinde ürün satmak için rap bolca kullanılıyor. Bambaşka bir yerde olmasını dilerdim ama maalesef bugün gelinen nokta bu.

 

Türkiye’de rap müzik yapanlar arasında daha çok erkekler göze çarpıyor gibi. Buna katılır mısınız? ABD’deyse kadın rapçiler daha çok dış görünüşüyleriyle ön planda. Rap müzik kadınlar için zor bir müzik mi?

ABD’de hangi müzik türünde kadınlar dış görünüşleriyle ön planda değiller ki! Söyleyecek şeyleri olanlar çoğunlukla rap yapar ve rap yapan kişi derdini kendi sözleri ile anlatır. Bu işin raconu budur. Kendisi yazamayan birisi için başka söz yazarlarından alınmış hazır şarkıları söylemek daha cazip olabilir. Belki de bu yüzden birçok kişi rap yapmayı değil de şarkı söylemeyi tercih ediyor olabilir, bilemiyorum. Türkiye’de ön plana çıkan kaç tane rapçi var ki, kadın rapçi az diye sorgulayalım. Erkeklerden de bu işi yapanlarda neredeyse yok denecek kadar az işim çıkıyor karşımıza.

 

Son yıllarda Selda Bağcan, Erkin Koray gibi isimlerin eski şarkılarının yeni ABD’li rap şarkıcıları tarafından eserlerinde kullanıldığını görüyoruz. ABD’de uzun yıllar yaşamış biri olarak Türk müziğine ilgiyi nasıl değerlendirirsiniz?

Müziğin birleştirici bir gücü vardır. Jay Z ve Puncabi MC’nin yaptığı Beware adlı şarkıyı hatırlarsınız, çok ses getirmişti. Bu tarzda doğu ve batı soundlarının beraber kullanıldığı başarılı birçok çalışmalar olmuştur. Müzisyenler her zaman yenilik ararlar ve bu kez bizden şarkıları kullanmalarını çok hoş buluyorum.

 

Türkiye’de ve yurt dışında pek çok isimlerle birlikte projeler yaptınız. Başka kimlerle çalışmak istersiniz?

Alicia Keys ve Mary J. Blige ile projeler yapmak güzel olurdu.

 

Sealife Ekim 2015